Showing posts with label books. Show all posts
Showing posts with label books. Show all posts

21.6.12

good things happen!

via http://selucha.tumblr.com/






















"el biblio-burro" (the biblio-donkey) is an initiative by a teacher named luis soriano borges, who travels through the most distant and hidden villages of colombia with his donkeys to bring books to children. 
his male donkey is named beto and the female is alfa.

17.3.12

"it's an illusion that youth is happy, an illusion of those who have lost it. but the young know they are wretched, for they are full of the truthless ideals which have been instilled into them, and each time they come in contact with the real they are bruised and wounded."
w. somerset maugham, of human bondage (1915)


26.2.12

image via bookshelves.tumblr.com/

“that is part of the beauty of all literature; 
you discover that your longings are universal longings, that you're not lonely and isolated from anyone. you belong.” 

 f. scott fitzgerald

22.12.11

cosmic

by chakhava, dzhalaganiya, tkhilava and klinberg (tbilisi, 1974)
by dzhorbenadze and orbeladze (tbilisi, 1985)

by savin and artiushin (st. petersburg, 1987)
by vasilevsky and stefanchuk (yalta,1985)















































































*all images from the book "cosmic communist constructions photographed" by frederic chaubin. 

8.8.11

"... that doesn't sound like much, i realize, but she was terrific to hold hands with. most girls if you hold hands with them, their goddam hand dies on you, or else they think they have to keep moving their hand all the time, as if they were afraid they'd bore you or something. jane was different. we'd get into  a goddam movie or something, and right away we'd start holding hands, and we wouldn't quit till the movie was over. and without changing the position or making a big deal out of it. you never even worried, with jane, whether your hand was sweaty or not. all you knew was, you were happy. you really were." 

 

holden caulfield  

(j.d. salinger, the catcher in the rye, 1951)

22.9.10

gitmek

"...yoksul olduğu için bilgiye ulaşamayanlardan, hayatı ve insanlığı sorgulayamayanlardan, en yüksek eğitim olanaklarının sunuluduğu, delirmek için yeterli bütün malzemeye sahip çocuklara kadar bütün hayat tarzlarında, kaçış, rahatsız edici ama çekici bir yere sahiptir. üzerinde fazla oturulamayan sert bir koltuk gibi. anarşist yazarların okunması gerekmez yaşanan yerden kaçma fikrinin ortaya çıkması için. paranın olup olmaması, bir kentte ya da bir kasabada yaşanması hiçbir şeyi değiştirmez. bir insan ya gitmek ister ya da kalmak. gidenler üzüntüyü çarşaf yapıp üzerine yatar ve o çarşafın üzerinde bin bir zevk içinde hayatla sevişir. kalanlarsa vasat hayatlarını, bir ürünün taban ve tavan fiyatlarına benzeyen taban ve tavan duygular içinde yaşayarak yerleşik düzenin sokak lambaları haline gelir..."

24.8.10

kinyas & kayra

"... kimse artık bowie dinlemiyor herhalde, diye düşündüm. kimse artık delirmiyor. intiharın modası geçmiş olmalı, ölenlerin ayıplandığı bir zamanda..." 

"... ve bir kadına benzediği için de bazı talepleri olduğunu düşünürdük hayatın. becerilmek gibi! ve bunu eğer biz yapmazsak, mutlaka başkalarının gelip hayatımızı becereceği sonucuna varırdık. ... sadece insanın kendine acı çektirmesi, başkalarının ona acı çektirmesinden biraz daha iyi bir duygu veriyordu."

"... insanların birbirlerine aşıkken gündelik hayatlarına devam etmelerini anlayamıyordum. böylesi bir hareket bana ihanet gibi geliyordu. kötü sahnelenmiş bir piyes gibi. sanki bir insana değil de bir koltuğa aşık olunuyormuş gibi! ... midemi bulandırır vasat sevgililer."

 "... ben sadece tespit edebilirim. yaşayamam. hiçbir şeyden emin değilim. emin olmanın gerektiğine de inanmıyorum. dünya üzerinde yaşayan herhangi bir canlıdan farkı olmayan insanoğlunun bu gereksiz çabasını da anlamıyorum."

"... denge insanoğlunun icat ettiği en vahşi kavramdır. ip cambazının kendini en iyi hissettiği an, kendini ağa bıraktığı andır oysa."

"... ölüm mutlu bir son olamazdı. ama yine de insanlar, kendilerini kandırmak için hayatlarını dönemlere bölüyorlar ve ancak o dönemlere mutlu sonlar uydurabiliyorlardı."